Yapay zekâ ve robotik teknolojisinde agresif bir büyüme sergileyen Çin, insansı robotları resmi takibe alacak devrimsel bir nüfus sistemi kuruyor. Hubei eyaletinde temelleri atılan bu yeni sistem sayesinde, her robotun üretim bandından hurdalığa kadar olan tüm serüveni dijital bir kimlikle izlenecek.

Dünya genelinde yapay zekâ yazılımlarının insan hakları ve telif süreçleri tartışılırken, Çin Halk Cumhuriyeti işin donanımsal ve toplumsal boyutunda bilimkurgu filmlerini aratmayacak yasal bir reformun fitilini ateşledi. Çin Sanayi ve Bilgi Teknolojileri Bakanlığı (MIIT), ülkenin en önemli teknoloji ve üretim havzalarından biri olan Hubei eyaletini pilot bölge seçerek insansı (humanoid) robotların toplumsal entegrasyonunu denetleyecek devasa bir “Robot Nüfus ve Takip Sistemi” kurduğunu açıkladı. Bu karar, yakın gelecekte fabrikalardan sokaklara, hastanelerden evlerimize kadar hayatın her alanında yer alması beklenen otonom varlıkların, kontrolsüz bir şekilde büyümesinin önüne geçmek ve siber güvenlik açıklarını minimuma indirmek amacıyla alındı. Artık Çin topraklarında üretilen ya da ülkeye ithal edilen her insansı robot, tıpkı bir devlet vatandaşı gibi benzersiz bir ulusal kimlik koduna sahip olmak zorunda kalacak.

Ancak bu dijital kimlik kodları, insanların sahip olduğu geleneksel T.C. veya Çin vatandaşlık numaralarından çok daha karmaşık ve işlevsel bir yapıda tasarlandı. Standart kimlik numaralarına ek olarak tam 11 karakterlik dinamik bir siber veri bölümü barındıran bu kodlar; robotun hangi fabrikada üretildiğini, hangi yapay zekâ büyük dil modelini (LLM) kullandığını, donanımsal revizyonlarını ve hatta anlık konum geçmişini merkezi bir devlet sunucusuna raporlayacak. Bu katı yasal düzenlemenin arkasında yatan en somut nedenlerden biri ise geçtiğimiz aylarda yaşanan ve halk arasında infial yaratan bir asayiş olayı oldu. Sokak testleri sırasında yazılımsal bir optimizasyon hatası yaşayan ve yön duygusunu kaybeden bir test robotu, caddede yürüyen yaşlı bir kadının üzerine yürüyerek büyük bir panik yaratmış ve polis müdahalesiyle durdurulabilmişti. İşte bu ve benzeri siber kazaların, kontrolden çıkan yapay zekâ birimlerinin ya da hacklenme vakalarının yasal sorumlusunu (üretici mi, yazılımcı mı, yoksa mülkiyet sahibi mi) anında tespit edebilmek adına, bu kimliklendirme sistemi geleceğin yapay zekâ hukukunun en büyük temel taşı olacak gibi görünüyor.