ABD merkezli insansı robot girişimi Figure AI, eski güvenlik uzmanının yaptığı açıklamalarla gündeme oturdu. Robert Gruendel, şirketin geliştirdiği robotların yeterli güvenlik önlemleri olmadan insanlarla etkileşime girdiğini ve bu durumun ciddi riskler doğurabileceğini belirtti. Bu iddialar, insansı robotların artık laboratuvarlardan çıkıp gerçek iş gücüne katıldığı bir dönemde kritik bir tartışmayı tetikledi.
Figure AI, son yıllarda insansı robotlarıyla dikkat çeken bir girişim olarak öne çıkıyor. Şirketin OpenAI ile yaptığı iş birlikleri sayesinde robotların doğal konuşma ve hareket kabiliyetleri geliştirilmişti. Ancak Gruendel’in iddiaları, bu teknolojilerin güvenlik ve etik boyutlarının yeterince ele alınmadığını ortaya koyuyor.
İnsansı robotların iş gücüne dahil edilmesi, özellikle lojistik, üretim ve hizmet sektörlerinde büyük bir dönüşüm yaratıyor. Ancak bu dönüşümün güvenlik tarafı kritik:
- Fiziksel Güvenlik: Robotların yanlış komut veya yazılım hatasıyla insanlara zarar verme ihtimali.
- Etik ve Hukuki Sorumluluk: Bir robotun sebep olduğu kazada sorumluluğun kime ait olacağı.
- Veri Güvenliği: İnsansı robotların topladığı görsel ve işitsel verilerin kötüye kullanılma riski.
Gruendel’in uyarısı, insansı robotların yalnızca teknik değil, aynı zamanda toplumsal kabul ve regülasyon açısından da ciddi bir sınavdan geçtiğini gösteriyor. Bu tartışma, Avrupa Birliği’nin yapay zekâ regülasyonları ve ABD’deki iş güvenliği standartlarıyla doğrudan bağlantılı.
Türkiye açısından bu gelişme, robotik mobilitenin güvenlik boyutunun önemini bir kez daha gündeme taşıyor. Elektrikli araçlar ve akıllı şehir teknolojileriyle paralel ilerleyen insansı robot trendi, yakın gelecekte Türkiye’de de lojistik ve hizmet sektörlerinde görünür hale gelecek.
Bu nedenle Türkiye’nin:
- Robotik güvenlik standartlarını şimdiden belirlemesi,
- Etik ve hukuki çerçeveyi netleştirmesi,
- İnsan-robot etkileşimi için eğitim ve farkındalık programları geliştirmesi kritik önem taşıyor.
Sonuç olarak, Figure AI’de yaşanan güvenlik tartışması yalnızca bir şirketin iç meselesi değil; küresel robotik mobilite ekosisteminin geleceğini şekillendirecek bir dönüm noktası. Türkiye’nin bu sürece hazırlıklı olması, hem teknolojik rekabet gücünü hem de toplumsal güvenliği garanti altına alacaktır.

